Geçmişin izleri bugünün kıymeti

Geçmişin izleri bugünün kıymeti

Atıl durumdaki halıları toplayıp çeşitli işlemlerden geçiren Fatih Halı’nın ürünlerinin kıymeti geçmişinden geliyor.

El tezgahlarında dokunan unutulmaya yüz tutmuş halıları zamanla barıştıran bir trend olan Patchwork, birçok alanda ilham kaynağı oldu. Bu trendi takip ederek Anadolu’daki partner firmaları aracılığıyla eski halıları toplayan ve çeşitli işlemlerden geçirerek fuarlarda binlerce kişinin beğenisine sunan Fatih Halı’nın hikayesini ve sektör yorumlarını firma sorumlusu Muzaffer Akçay’dan dinledik. El halısının Türkiye için büyük bir değer olduğunu vurgulayan Akçay, şuan sektörün sekteye uğradığını, bu durumdan ancak inovasyon ve devlet desteğiyle çıkılabileceğini belirtti.

Fatih Halı’nın kuruluş hikayesi nedir?

Fatih Halı 1991 yılında İstanbul Çembertaş’ta faaliyete başladı. Mehmet Mustafa Akçay tarafından kurulan marka, gelişerek ve çoğalarak yaklaşık 26 yıldır doğduğu topraklarda büyüyor. Yakalanan bu ivmede ve sektörde güçlü bir konuma gelinmesinde fuarların olumlu yönde katkısı oldu. Özellikle uzun yıllardır katılım gösterdiğimiz yurtdışı fuarlarında iyi bir müşteri portföyü yakaladık, müşterilerin istekleri doğrultusunda üretim yaparak en iyi şekilde hizmet veriyoruz.

Avrupa ve Çin gibi bölgelerde el halısında düşüş yaşanırken, Amerika’da yükseliş var. Amerika’daki sektörde yer edinmemiz gerekiyor, bununla ilgili olarak ön pazar araştırması gerçekleştiriyoruz. El halısı çok değerli, makine halısının da en büyük ilham kaynağı konumunda. Dolayısıyla sektörün en önemli lokomotifi olan el halısı zaman zaman sıkıntılı süreçlerden geçse de değeri hiçbir zaman kaybolmayacak. Fakat içinde bulunduğumuz ortamda  el halısı üretmek eskisi kadar kolay değil, Hindistan ve Çin gerçeği yanında işçiliğin daha yüksek olması zorluyor. Almanya ve uluslararası tüm fuarlarda kalite ve inovasyon anlamında öne çıksak da fiyat anlamında rekabet edemiyoruz.

El halısında yaşanan inovasyonlar ve sektörün gelişimini nasıl yorumluyorsunuz?

Bence son 6-7 yılın en büyük inovasyonu Isparta halılarının işlenerek modern halıya dönüştürülmesi oldu. Bu yenilik dünyayı etkiledi. Yıllardır kullanılmış, yıpranarak yırtılmış, atıl duruma gelmiş halıları Türk halıcıları traş edip boyayıp vintage hale getirerek müthiş bir inovasyon yaptı. Bu modeller dünyada müthiş bir ilgi uyandırdı ve hatta makina halıcıları bugün bu modelleri takip ediyor.

Uşak halılarının modernize edilişi de keza önemlidir. Bugün Uşak halıları bir nevi Borak halılarına benzer. Bu Türk halıcılarının fikriydi ve şuan Amerika’da çok yoğun satıyor. Konya tülü halıları da mobilya dekorasyonuna uyum sağlayacak şekilde modernize edildi. Bunlar el halısının gelişimindeki en önemli olaylar, bundan sonra da gelişmeye devam edecektir. Geçen gün Antepli iyi bir halıcı abimiz geldi müthiş fotoğraflar çekiyor, bunları el halısını da uygulayacaklar. El halısı inovasyona çok açık bir sektör ve makine halıları için de bir ilham kaynağı.

Bahsettiğiniz takip durumu sizi rahatsız ediyor mu?

Aksine hoşumuza gidiyor çünkü biz onlardan çok öndeyiz. Onlar bizim ürünümüzü yapmaya çalışırken biz başka ürünlere geçmiş oluyoruz. Fakat şu da bir gerçek Türkiye’de el halısı sektörü şuanda sıkıntı yaşıyor. Bu anlamda devletin ve halıcılar birliğinin desteğiyle ortak projeler üretilmesi ve yeni fikirlere açık olunması lazım. Sektör olarak sıkıntılı bir süreçteyiz, Çin ve Hindistan rekabet şartlarını ciddi anlamda zorluyor.

Halının maliyetinin %90’ı işçilik geriye kalan %10’u ise yün parasıdır. Anadolu’daki birçok üretim yeri kapandı. Adıyaman’da Erzurum’da Malatya’da el halısı üretimi yapan yerlerin hepsi kapandı. Ege bölgesindeki ihracatçı firmaların da birçoğu kapattı ama bazı bölgelerde üretim devam ediyor. Bu anlamda halk eğitim merkezleri ve meslek edindirme kurslarıyla işbirliği halinde üretim yapılabilir.

Böyle bir organizasyon olursa kimlerin rol alması gerekir?

Hocalar halk merkezlerinde eğitim verecek, iş garantisi de verilecek. Hammadde sağlanacak ve eğitim adı altında üretim yapılacak. Bu şekilde sektörde kalkınma sağlanabilir. Ayrıca el halısının üretimine katkı sağlayacağını düşündüğüm farklı bir olay daha var. Bugün sınır kamplarında bir sürü Suriyeli var. Oralara tezgah kurularak üretim yapılması hem insanlara hem de sektöre katkı sağlar.

Ne tarz ürünleriniz var? Bir halıyı ne kadar zamanda dokuyorsunuz?

Biz daha çok atıl ürünleri toplayarak işliyoruz. Anadolu’da beraber çalıştığımız partner firmalar var. Partner firmalarımız atıl halıları belli bir sürede tedarik ediyorlar. Sonrasında alıyor ve Anadolu’nun belli yerlerinde çalıştığımız yıkamalara sevk ediyoruz. Orada yıkanıyor, traş ediliyor ve boyanıyor. Akabinde 3 ay güneşte kalıyor. Bağcılar’daki depomuza geldikten sonra da kesim dizayn ve dikim işlemleri yapılıyor. En son sistemde stoklama işlemi yapılıyor ve fuarlara gidiyor. Üretim kapasitesini talebe göre çoğaltıp azaltabiliyoruz.

Bunun dışında tülü dediğimiz özel imalatlarımız var. Uşak yöresinde dokunan bu modelde yurtdışındaki fuarlarda rekabet şansımız çok düşük, bu sebeple üretimi azalttık. Hatta durma noktasında olduğumuzu söyleyebilirim. Ama Ispartalılarda özellikle vintage ve patchwork anlamında atıl malı olduğu için maliyeti düşürerek rekabet şansı yakaladık. Hindistan’da eski halı yok fakat bizim Isparta şansımız vardı, dolayısıyla bu anlamda satışlarımız başarılıydı.

Peki, bu bir gün bitecek doğru mu?

Isparta bitmedi; ama moda 8-10 senede bitti. Şimdi yeni ürünler bulmak zorundayız. Kesinlikle bu aşamada yeni Ar-Ge çalışmaları yapılması lazım. Bireysel olarak herkes uğraş içerisinde belki toplu bir şeyler yapılabilir. Bu anlamda hep dönüp dolaşıyoruz, devlet ufak teşvikler veriyor ama bu yeterli değil. Türkiye’de halıcılık çok zor ve bu mesleğin kaybolmaması adına belirli destekler (olmalı.) bekliyoruz.

Halıda moda sürekli değişiyor. Eskiden klasik anlamda halı da dolar gibi yatırım aracıymış. Halıya yatırım yapılıyor ve zaman geçtikçe değerleniyormuş. Bu kültür artık kalmadı. Dünyada el halısına müthiş ilgi vardı ama son 8-10 yıldır halı artık sadece renk oldu. Kimse artık kalite, yün ve işçiliğe bakmıyor. Bu anlamda dünyada söz sahibi olmak için inovasyon yapmak gerekiyor. Kalitenin ötesinde yeni modeller ve farklı desenler keşfetmek gerekiyor.

Türkiye’de el halısı sektöründeki sıkıntıları çözmek adına bir şeyler yapılmalı. Üretimin daha çok desteklenmesi gerektiğini düşünüyorum. Türkiye’nin ikinci halı ticaret merkezi olabileceğine inanıyorum. Müşterilerimizin yorumları ve sektörel gözlemlerimize dayanarak yurtdışında Türk halısına karşı bir güven olduğunu düşünüyoruz.

Özetle İstanbul için uluslararası bir fuar şart. Antep’te yapılan fuara bir itirazım yok fakat İstanbul’da daha merkezi ve güçlü bir fuar düzenlenebilir. Halı Türkler için müthiş bir değer bunu korumak ve ilerletmek anlamında daha çok çabalanabilir.

 

#FatihHalı, #Halı, #Geçmiş, #EskiHalılar

Comments are closed.