Hayaller Art Design ile gerçeğe dönüşüyor

Hayaller Art Design ile gerçeğe dönüşüyor

Tasarımda sınır tanımayan ve klasiği modern ile başarılı bir şekilde harmanlayan Art Design, kişiye özel konsept çalışmaları ile hayallere dokunuyor.

Bir tasarımın o atmosferde hissettirdiği his ve yakaladığı bütünlük onu özgünleştiren en önemli unsuru oluşturuyor. Art Design de bu bağlamda sunduğu özgün stillerle adından söz ettiriyor. “Kendini özel hissetmek ve kendine özel bir alan oluşturmak isteyen insanların beklentilerine yöneliyoruz” diyen Art Design Firma Sahibi Turgay Terzi, çalıştıkları ev tipi projelerde müşterilerin beklentilerini anlayarak onlara hayallerindeki yaşam alanlarını sunduklarını anlatıyor. Sıradanlıktan sıyrılarak marjinel bir çizgide ilerleyen marka, trendlerin belirleyicisi olma yolunda! İşin mutfağına dair tüyoları, tasarımdaki çizgisini ve hedeflerini Turgay Terzi’den dinliyoruz.

Öncelikle sizi tanıyıp Art Design’i sizden dinleyebilir miyiz?

Art Design yaklaşık 14 yıllık aile geleneğini yansıtan, köklerini ilk abim Rıza Terzi’nin attığı bir firmadır. Kuruluşundan 2 yıl sonrasında eğitim hayatımın sonlanmasıyla birlikte kendimi Art Design bünyesinde buldum. Burada tabi eğitim gördüğüm yerle işyerimin konumunun yakın olmasının da etkisi oldu. Gıda sektöründen tasarıma uzanan bir yolculuk oldu. Sektöre giriş yaptığımız zamanlar modern mobilya tarzı çok yoktu. Sektör daha çok klasik mobilya ağırlıklıydı. Biz modern mobilya açığını görerek bu alanda bir giriş yaptık ve sıfırdan başlamamıza rağmen çok da başarılı olduk. Bizim tasarım ve mimari işlerinin doğasında da çok fazla insana ulaşmak, onlara dokunmak söz konusu.

Bir nevi insanlara yeni bir yaşam alanı oluşturuyorsunuz. Müşterileriniz ne gibi taleplerle geliyorlar?

Bizim tasarım anlamında koyduğumuz bir sınır yok açıkçası, yeter ki insanlar bize istediklerini anlatabilsinler. Tasarımda esas olan kişiye kendini özel hissettirecek bir alan sunabilmek. Bize gelen projelerin ne olduğunun önemi yok, insanlar yeter ki bizden standart dışı bir şey istiyor olsun. Aslında çok standarda yönelik işler bizlik değil. Bu tarz beklentileri olan insanlar da zaten bize çok fazla ulaşmıyor. Biz daha çok kendini özel hissetmek ve kendine özel bir alan oluşturmak isteyen insanların beklentilerine yöneliyoruz. Her tasarımın bir ruhu olduğuna inanarak onları doğru insanlarla buluşturuyoruz.

Burada nasıl bir ekip devreye giriyor?

4 tane iç mimar arkadaşımız var. Onun dışında bu konuda yetişmiş ve tecrübeli arkadaşlarımız var. Beraber bir toplantı yapılıyor. Müşteri beklentileri, eldeki müşteri verileri üzerinden bir tasarım toplantısı yapılıyor. Akabinde ön kararlar alınıyor ve arkadaşlar bilgisayar üzerinden 3D çizimlerini yapıyorlar. Renklerden aksesuarlara, perdeden en ince detayına kadar bitmiş şekli müşteriye sunuluyor. Bu çizimin kalitesi de gerçeğe en yakın şekilde oluyor. Bunları gördüğü zaman insanların aklında soru işareti kalmıyor. Bazı ufak tefek detaylar çıkabiliyor, mesela geçen hafta evini yaptığımız bir müşterimizin çocuğu için genç odası talebi vardı. Basketboldan hoşlandığını söylediler ve basketbol temalı bir oda tasarladık. Çocuk çok sevindi ve hatta babasının bacağına sarıla sarıla gitti. Esasen bizim işimiz çok mekanik bir iş değil, standardı aşıp insanları mutlu etmek ve heyecanlandırmak bizi motive ediyor. Her projenin birbirinden ayrı bir hikâyesi var, bu da bizim sürekli kendimizi güncellememizi sağlıyor. Bir bayana evini dört dörtlük tasarlayıp çıkmaktan daha büyük bir şey veremezsiniz.

Kurulduğumuz yıllarda bile hiç cesaret edilemeyen şeyleri ön plana çıkarırdık. Renkler, tasarımlar, bir ara hatta fazla ileri gittik vitrinimize çok iddialı sarılı yeşilli bir tasarım koyduk. İçeriye giren herkes elinde farklı iddialı bir tasarımla ben bunu istiyorum diye gelmeye başladı. Hatta müşterilerimizin bunu yapsa yapsa Art Design yapar şeklinde firmalar tarafından yönlendirildiklerini duyduk. Bugün yine aynı standarttayız. Müşterimizin içine sinmeyen hiçbir projemiz olmuyor, tasarım ve ürünlerimizden memnun olmalarını sağlıyoruz. Olan hatayı da en kısa zamanda, en doğru şekilde gidermeye çalışıyoruz. Müşterimizin değişikliğe gerek yok kalabilir dediği yerde bile biz hayır bu bizim kendi işimize saygımız bu şekilde bırakmayacak ve gerekeni yapacağız diyoruz. Genellikle şirket yapımız bu şekilde, kaliteye çok büyük oranda önem veriyoruz. Bu iş ekip işi ve iyi bir ekiple çalışıyoruz.

Üretim tesisiniz nerede? Kaç kişilik bir ekiple çalışıyorsunuz?

Üretim tesisimiz buraya yakın, Alemdağ bölgesinde yer alıyor. Bu bahsettiğimiz teknik ekip ve sunum ekibimiz 12 kişi. Üretim kısmımız tabi çok daha kalabalık. Böyle spesifik alanlarda kalifiye işine hakim insanlarla çalışmadığınız sürece istediğiniz kaliteyi yakalayamazsınız. Kalifiye eleman bugün Türkiye’de büyük bir sıkıntı. Her sektörde mevcut fakat bu sektör ağır iş yükü olan bir sektördür. Üretim kısmında insanlar bu ağırlık sebebiyle sektörden uzaklaşıyor. Yeni altyapıdan da çok fazla insan yetişmiyor. Tabi bu durum gelecekte çok büyük bir problem çıkaracak karşımıza, biz ne kadar makineyle bazı şeyleri yapmak istesek bile bu işin doğası işçiliktir. Makineyle özel bir şeyler yapamazsınız, seri ve standart işler yapabilirsiniz.

Tabi şuan oymada bile makine kullanılıyor fakat o makineyle yapılan oymanın üzerinden bile insanlar elle geçebiliyorlar. Bu anlamda çok fazla sıkıntı var, biz kendi ekiplerimizi yetiştirmeye çalışıyoruz. Her zaman kenarda iki tane genç yetiştirmek üzere burada eğitim hayatını devam ettiriyor ya da yeni mezun olmuş burada işi öğrenmek amaçlı devam ediyorlar. Çünkü bu her alanda geçerli, dediğim gibi bu sıkıntı satış, mimari, üretim gibi her alanda geçerli bir durum. Çünkü üretim ve teknik ekipte biraz daha iş zor, yani bu bahsettiğimiz arkadaşların İstanbul’daki bina yükseklikleri göz önüne alındığında 19. kata koltuk veya konsol çıkarmak zorunda kalıyor. Bu da bir zaman sonra fiziksel olarak zorlamaya başlıyor ve sektörden uzaklaştırıyor. Alttan da insan yetişmemişse, bunda tabi ülkenin genel problemleri, meslek liselerindeki öğrencilerin iyi yetiştirilmemeleri ve çalışma hayatındaki problemler caydırıcı oluyor. Bu anlamda çok ciddi adımlar atılması lazım, gelecek olarak pek parlak görünmüyor.

Firmaların %95’i İtalyan firmalardan, fuarlardan ve trend belirleyiciler üzerinden tasarımları devam ettiriyorlar. Fakat belli firmalar gelecekle ilgili bunun sıkıntısını, riskini ve markalaşamama problemini görüyor, çünkü bu anlamda markalaşmış, ürün gamını ve portföyünü kendi oluşturmuş markaların oranı çok düşük. Bunun sebebi de bu anlattığımız şeyler çünkü siz İtalya’dan bir ürünün tasarımını çalamazsınız. Yaparsanız da bu sizin ürününüz değil, x bir firma da sizden alıp yapar. Şunu söylemeliyim ki biz ürünlerimizi tasarlıyoruz fakat bunları korumakta da sorun yaşıyoruz. Patent konusundaki yasaların biraz daha ağırlaştırılması gerekiyor. Türkiye’de ürün kopyalaması çok fazla, bunun çok da önüne geçilebileceğini biz tahmin etmiyoruz. Gelecek 20 yılda bu böyle devam edecek. Bizim gibi belli başlı firmalar var, bunlar kendi ürünlerini tasarlayıp kendi marka değerini başkalarıyla karşılaştırılmayacak şekilde ürün tasarımı yapmak istiyorlar.

Hem bu ticaretin zorluğundan dolayı mecburiyet, hem de markalaşma anlamında bu çalışmalar var. Bizde de bu devam ediyor. Kendi ürünlerimizi tasarlıyoruz, İtalya’daki akımlardan tabi ki biz de esinleniyoruz. Fakat bu akımdan esinlenmekle kopyalamak birbirinden tamamen farklı şeyler. İtalya, Fransa ve Çin’deki fuarlara gidiyoruz. Fakat bizim baktığımız şeyler şunlar; “Genel akım nereye gidiyor?” Bakıldığı zaman şu firmanın ürününe benziyor diyebileceğiniz ürünlerimiz yoktur. Genel itibariyle kendi ürünlerimizi tasarlıyoruz. Bu konuda da gayet başarılı bir ekibimiz var.

Ne tarz projeler yapıyorsunuz?

Ev projeleri tabi ki daha ağırlıklı. Tabi bunun yanında bizim tasarım kabiliyetimizin farkında olan ve yaptığımız işlerden haberdar olan firmalar ve insanlar bize özel istekler için de gelebiliyor. Bu bir kafe veya ofiste olabiliyor veya fabrika iç dekorasyonu olabiliyor. Örneğin; Trakya bölgesindeki fabrikalar çok ciddi derecede bir yönetim binasına sahip. Buralarda da iddialı dekorasyonlar yapıyorlar. Türkiye’de birçok proje referansımız var. Gaziantep’te Şileci Tekstil’in komple evini yaptık ve ek olarak yönetim binasının komple dekorasyon ve tasarımını yaptık. Tüm genel alanları yemekhanesinden spor salonuna kadar yaptık. Bunun yanında Trakya bölgesinde İzabella Pizza var, özel bir kafedir sadece pizzacı değil. Bölgesinde birçok şubesi var ve iş hacmi iyi. Bizden konsept çalışması istediler, yeni bir şubeleri açılacaktı, o yeni şubeye konsept çalışmamızı gerçekleştirdik. Dekorasyonuna, tadilatına, ürününe kadar sadece anahtarı teslim ettik ve içeri girip satışlarını yapmaya başladılar. Endüstriyel mutfağına kadar hepsi elimizden çıktı. Burada hemen yakın bir bölgede yaptığımız bir ofis vardı. İki katlı bir yönetim binası, buranın özel makam odasını, genel müdür odalarını yaptık, açık ofislere çok fazla girmedik. Özel olan alanların tamamını biz yaptık. Projeler her zaman aynı yoğunlukta olmuyor. Bu şununla eşdeğer bizim altyapımız müşteri memnuniyetine bağlı olarak fiyatlandırma ve maliyetlerimiz biraz daha farklı. İnsanlar özel alanları biraz daha bizden alıp standart yerlerden temin edip bizim dışımızda da çözebiliyorlar. Açık ofisteki standart bir masayı bugün her yerden temin edebilirsiniz, standartlar belli. Biz biraz daha bize işin özel, zor ve herkesin yapamayacağı alanlar kalıyor. Genel konsepti biz belirlediğimiz için açık ofisin tasarımını da biz yapıyoruz, yerleşim ve projesini biz çiziyoruz, onlar ürünleri temin ediyorlar. Bu hem bizim hem de müşterilerin bize açık gelmesiyle doğru orantılı olarak değişiyor.

Eklemek istedikleriniz?

Biz şuan hem modern tarzda hem de art deco ve klasik tarzda ürün ve showroomlarımız var. Showroom sayılarını artırmayı düşünüyoruz. Çok hızlı bir büyümeden bahsetmesek bile altyapıyı bozmadan, servis kalitemizi bozmadan devam etmek istiyoruz. İnsanların genelde memnun oldukları bir firmayız. Yani internete girdiğinizde şikayet yazısı bulamıyorsunuz, böyle devam etmeyi hedefliyoruz. Bu altyapıyı bozmadan başta İstanbul odaklı olarak büyümeyi ve emin adımlarla ilerlemeyi arzu ediyoruz. Ekip çok önemli bizim sektörümüzde ekibin yeterli olmasının yanında karakterinin de düzgün olması gerekiyor. Bu tarz riskleri olan bir sektör. Talepler var fakat iki yıl daha bayilik vermeyi düşünmüyoruz. Kendi bünyemiz altında büyüyeceğiz sonrasında Anadolu, Ege ve İç Anadolu’da bayilikler vermeyi düşünüyoruz. Bunun önüne geçemeyeceğimizin farkındayız. Altyapı anlamında her şeyi oturttuğumuz zaman bizim gibi düşünen insanlara biz sadece bayilik verebiliriz.

Bu çok parası olması anlamına gelmez. Bu vizyonun ve insan kalitesinin olması lazım. Bizim kriterlerlerimizle çalışan firma sayısı yoka yakın. Bu işi hem özel yapıp hem de düzgün hizmet verebilen firma sayısı pek yok. Zaten İstanbul’da bayilik vermemiz söz konusu değil, İstanbul tamamen bizim kontrolümüzde olacak. Yurtdışında ürün verdiğimiz firmalarımız var. Libya’da tasarımı ve konsepti tamamen bize ait olan bir şubemiz var. Fakat Art Design adı altında değil fakat ürünlerinin tamamını biz veriyoruz. Direkt Art Design tabelası altında bizden başka firma şuanda hiçbir yerde yok.

#hayaller, #artdesign, #tasarim, #turgayterzi

Comments are closed.