Türk’ün gül kokan tarihi; Isparta Halısı

Türk’ün gül kokan tarihi; Isparta Halısı

Batı Anadolu’nun geleneksel halıcılık merkezlerinden birisi olarak haklı bir ün kazanan Isparta halıları, halı tarihinin önemli bir bölümünü kapsıyor.

Batı Anadolu’nun halıcılık geleneğini sürdüren birçok köklü ve ünlü merkez bulunuyor. Bu merkezlerde bugün en ünlü müzelerin ve koleksiyonların baş eserleri olan halılar, yüzyıllar boyunca dokunmuş. Hatta bu merkezlerde kurulmuş bulunan halıcılık geleneği, halıcılık dünyasının önde gelen merkezleri arasında hak ettiği yeri de buldu. Zaman içerisinde önemli değişimler gerçekleştiren bu merkezler, bugün de Türk halıcılığı açısından önem taşırlar. Bu merkezlere kıyasla daha değişik ve etkili bir çizgi izleyen Isparta halıları da hala ününü korumakta.

1972 yılında 2 milyon metrekare halı üretildi

1958-1975 yılları arasında hızlı bir gelişim gösteren Isparta halıları, o dönemin ekonomisine damgasını vurdu. 1958 yılında Isparta ve çevresinde 13.363 tezgahta 453.673 metrekare halı, 28 bin çalışan tarafından dokunurken, bu rakamlar 1972 yılında maksimum seviyeye çıkarılarak 43.400 tezgahta 93.700 çalışan tarafından 2 milyon metrekare halıya kadar çıktı. Bu yıllardan sonra makine halısının imalatı ve kullanımının artması nedeniyle el halısı dokuma sektörü inişe geçerek 1989 yılında 20 bin tezgahta 500 bin metrekare, 2002 yılında ise 300 bin metrekareye düşüş gerçekleşti. Bununla birlikte halı yıkamacılığı, kırkımcılığı ve halı ipliği boyacılığı gibi çeşitli yardımcı sanayi kolları da bu durumdan etkilendi.

Isparta ve çevresinde dokunan el halılarının büyük kısmı yıkama ve satış işlemleri için Isparta’ya gelmekte ve imalat için gerekli olan hammaddelerini Isparta’dan temin etmekte. Isparta halıcılığının yayılma alanı Isparta ve çevresi; Burdur (Bucak), Konya (Beyşehir, Karaman, Akşehir, Karapınar) Afyon (Dinar, Sandıklı, Dazkırı, Başmakçı) ve Denizli (Acıpayam, Tavas) bölgeleridir.

Yörük ve Türkmen köylerinde kilim üretimi yaygın

Isparta halılarına boyutlarına göre geleneksel adlar verilir. (40×130 cm) Paspas, (75×130 cm) Seccade, (100×200 cm) Divan, (120×210 cm) Seccade, (80×300 cm) Yolluk, (150×260 cm) Kelle, (200×300 cm) Taban, (250×350 cm) Büyük Taban olarak adlandırılır.

Isparta halılarında Gülistan, Serpme, Kompozisyon, Osmanlı, Goblen, Çin, Üzümlü, Dönümlü, Köşe göbek gibi desenler kullanılıyor.

Yörede, küçük tezgahlarda dokunan minyatür el halıları da bulunuyor. Yarısı bitirilmiş şekilde dokunan bu halılar, halı tezgahı olan küçük ıstarlara yerleştirilerek, hediye mahiyetinde bazı halı satış mağazalarında satılıyor.

Kilimciliğin Isparta’da en yaygın olduğu yerler yörük köyleridir. Bununla birlikte Türkmen köylerinde de kilim dokumalarına rastlanır. Kilim dokunan bu yörelerde heybe, çanta ve çuvallar da dokunduğu görülür. Ancak modern kullanım örtülerin yaygınlaşması ve kilim dokuyacak gençlerin bu işe rağbet ve emek çekmemesi gibi sebeplerden kilim dokuması giderek azalmaktadır. Kilim dokunan yörelerde, dokumayı daha çok otuz yaşın üzerindeki kadınlar yapıyor.

Dokunacak kilimin ipi yün ise halı ipinin elde edilmesindeki işlemler yapılır. Kıldan dokunan kilimlerin ipi ilkbaharda kırkılan keçilerin kilinin “tarak” denilen 25×60 cm civarında bir tahtanın ucuna geçirilen, ucu sivri ince saç demirlerinde taraklanır, ayrışması yapılır. Yıkandıktan sonra yapılan bu işlemin arkasından keçi kili kirmende eğrilip bükülmesi için kolda “burma” haline getirilir. Kendi ihtiyaçlarını karşılamak ya da çeyiz olarak değişik boyutta ve değişik kullanım amaçlı düz dokumalar üretilir.

On çözgü bir ‘çile’

Dokumalar dik, duvara dayalı şekilde kurulmuş, ıstar denilen tezgahlarda dokunur. Çözgünün hazırlanmasından sonra dardağan veya gürgen ağacından yapılan ahşap kirkitlerin yanı sıra sapı ahşap dişleri metal olan Isparta tipi kirkitler ile dokuma yapılır. Uygulanmak istenen motiflerin kaç çözgü teline yerleştirileceği yılların tecrübesi ile bilinmektedir. Dört çözgü teline “bir el”, on tanesine “bir çile” denmektedir. Namazlık boyutundaki bir dokuma için 4-5 çile yün ip harcanmaktadır. Çözgü dokumaların boyutuna göre toprağa karşılıklı olarak çakılan kamalar arasında düz olarak hazırlanır. Bir kişi çözgü ipini kamalara teker teker yerleştirirken diğer iki kişi de çözgü iplerinin dağılmaması için ayrı bir iplik yumağı ile zincir şeklinde çözgüleri birbirine birleştirerek örgü oluşturmaktadır. Hazırlanan çözgü ince çubuklar yardımı ile tezgaha takılır ve dokumaya geçiş hazırlıklarına başlanır. Dokumaların başlangıcında çiti yapılmamakta, kilim örgüsü 4-5 cm boyutunda ve “çubuklu” olarak adlandırılan 0,5 santimetrelik renkli şeritlerden oluşur. Dokumanın bitiminde uzun kesilen çözgüler önce ikişer ikişer düğümlenerek çiti oluşturulur, sonra “top örüm” diye adlandırılan örgü şekliyle saçaklar örülür. Kilim örgüsü kısmında ipliklerden 6-7 çözgü teline düğüm atılır ve bu “toka” diye adlandırılır. Tokalara dokumaların kenar örgülerinde uzun bırakılmış düğümler olarak da rastlanır.

Yörede dokunan kilimler ilikli kilim, iliksiz çapraz kilim, eğri atkılı kilim ve sarma kontur teknikli kilimlerdir. Kilim dokumalarının enleri 100 cm, boyları 180 cm civarında değişir. Atkı yüzlü zemin üzerine sık motifli, bez ayağı zemin üzerine seyrek motifli cicim uygulamalarına da rastlanır. “Soyfana” olarak adlandırılan bu dokumalar eni 90 cm boyu 250 cm tek kanat olarak üretilen, sonradan ortadan çadır dikişiyle dikilip çift kanat haline getirilen yer yaygılarıdır. Yastık (50×70 cm), heybe (40×40 cm), torba (35×35 cm) gibi uygulamalarda cicim tekniğinin tercih edildiği tespit edilmiştir. “Farda” ismini verdikleri yine çift kanat olarak üretilmiş konturlu zili tekniği ile dokunmuş yer yaygılarına az da olsa rastlanır.

Özel anlara eşlik eden dokumalar…

Yörede önceden kök boya ile boyama yapılırken günümüzde suni boyama tercih edilmekte. Geçmişte karamık çalısından sarı, sarı ipin çivit ile boyanmasından yeşil; çivitten mavi; soğan kabuğu ile kök bitkisinden kırmızı ve ikinci sularından açık renk tonları; ceviz kabuğundan kahverengi, elde edilirmiş. Ancak günümüzde pazardan alınan iplerle dokuma yaygınlaşmakta.

Yörük köylerinde dokumalar cenazelerde tabutların üzerine de sarılır ve bu dokuma daha sonra köyün camisine bırakılır. Düğünlerde, kız evinden gelin alınması sırasında atın üzerine, arabaların ön taraflarına torba, heybe, yastık boyutunda dokumalar asılmakta ve bunlar gelin alan kişiye; at ya da araba sahibine, hediye edilir.

Yörede kilim motiflerine “yanış” denilmekte. Kirtmeli Kilim, Toplu Namazlık, Kırmızı Namazlık, Taraklı, Kırmızı Taraklı, Koç Boynuzu, Alaylı dokumaların desenlerine göre aldıkları isimlerdir. Ayak (Çarpan Ayak), Keklik Ayağı, Sevdim Dolaştım, Çatak, Armut(Mihrap), Karga Burun, Kara Boğaz, Aklısu, Çolaksu, Ayna, Kuş(Oğlancık), Kurbağa, Top, Koç Boynuzu, Taraklı, Tavşan Topuğu, Eli Belinde, Balıklı Bıtırak, Karnı Yarık, Patlıcanlı, Çingilli, Cıynak, Halı Kapağı gibi yanışlar yöresel isimlendirme ile dokunan motiflerdir.

Comments are closed.