“Medeniyet dokuma ile de başlayabilir”

“Medeniyet dokuma ile de başlayabilir”

Bu sayımızın konuk koltuğunda, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Resim Bölümü öğretim üyesi olan aynı zamanda da Halı Atölyesi’nin başında bulunan Prof. Gülçin Aksoy(Özdemir) oturuyor. Dokuma ve resmi harmanlayarak yaptığı çalışmalardan bahseden Aksoy, özellikle halı atölyesinin kapısını kapatmayan, öğrenci olsun olmasın burasıyla alakalı hisler besleyen herkesle bir şeyler öğrenebilmeyi amaçlıyor. “Hem dokuma hem de videolar yapabilirim” diyerek farklı kavramları bir araya getirmeyi seven Prof. Gülçin Aksoy ile yaptığımız keyifli sohbete buyurun…

Halı ve dokuma ne ifade ediyor sizin için?

Daha çok dokuma ve dokunmak eylemi ile ilgiliyim. Elbette sonuçta dokuma bazında ürettiklerim halı ya bağlanıyor. Dokuma, insanlık tarihi kadar eski; hani medeniyet yazı ile başlar ya, bana kalırsa dokuma ile de başlayabilir. Latife ediyorum ama dokumanın yaşamsallığı, örüntülerin ilişkilerin her yerde olduğu fikri, dokuma ile haşır neşir olunduğunda daha bir fark ediliyor. Kendinizle birlikte sanatsal bir üretim yapabiliyorsunuz… Halı veya dokuma yaşama denk düşüyor, her türlü canlı cansız varlığa, hatta teknolojiye yakın olmamı sağlıyor.

Resim eğitimi almış ve çok sayıda resim üretmiş biriyim. Öte yandan kendimi var ettiğim alan, güncel sanat veya günümüz sanatı denilen alan. Fikrime göre farklı medyumlarla çalışabilirim.  Dokumalar, videolar veya çizimler yapabilirim. Veya öğrencilerimle birlikte bir sanatsal eylem gerçekleştirebiliriz. Konunun kavramsal arka planında dille oynuyorum. Mesela bir ağacın birebir bir simülasyonunu yapmak yerine, üretilmiş malzemelerden veya dijital medyumla bir ağacımsı üretebilirim.

Mimar Sinan Üniversitesi Halı Atölyesi’nden bahseder misiniz?

Doksanlı yılların başından beri ben halı atölyesinde çalışmaktayım. Şuanda aynı kurumda Resim Bölümü Başkanlığını da üstlenmiş bulunmaktayım.  Mimar Sinan Üniversitesi Halı Atölyesi Zekai Ormancı tarafından 1976 yılında kurulmuş. Kendisini kaybedene kadar birlikte çalışma şansım oldu. Sevgili Zekai Ormancı ‘tapestry’ diye bilinen duvar halılarını “resim halı” olarak çevirmeyi uygun görürdü. Resim, dokuma yöntemi ile yeniden üretilmesi açısından değerlendirdiği için bu adı uygun gördüğünü düşünüyorum. Elbette sadece bu değil. Tapestry dediğimiz üretimler, geçmişinden bu güne dokunan imgeler, sahneler nedeniyle aynı zamanda hem duvarları hareketlendiren, hem de bir resmedilen sahnenin taşıdığı içerik, içerdiği ifade yönünden oldukça kullanışlı bir alan. Aynı zamanda dönemine göre mekanların soğuktan korunması için önemli bir separatör. Üstelik kolaylıkla taşınabilmesi diğer bir mekana kolayca yerleştirilebilmesi gibi bir çok fonksiyonu bünyesinde barındıran bir üretim biçimi.

Halı Atölyesi bugün geleneksel üretim biçimini bünyesinde barındırmakla birlikte Güncel Sanat alanında üretimlere yüzünü dönmüş açık bir atölyedir. Açık olmanın önemli bir yöntem olduğunu düşünüyorum. Her türlü zorlanmaya rağmen kapının açık olması, fikrin açık olması gerektiğine inanıyorum. Öğrencilerle birlikte deneylemek ve öğrenmek çok önemli. Bu bakış açısı birlikte çalıştığım öğrencilere de yansıyor. Sonuçta halı atölyesinden yolu geçen, güncel sanat alanında kendini gösteren, kendileri ile çalışmaktan gurur duyduğum birçok sanatçı var.

Peki, Öğrencilerinizi nasıl yönlendirmeyi tercih ediyorsunuz?

Aslında öğrencilerimle birlikte, öğreniyor ve üretiyorum. Yaptığım şey elimden geldiğince alan açmaktan ibaret. Daha çok aklımızı fikrimizi, üretimlerimizi paylaşmayı tercih ediyorum. Bu arada hani tabiri caizse, tecrübelerimi ve öğrendiklerimi paylaşıyorum. Mekanımız bireysel olanı önemsendiği, ortak bir çalışma alanı ve fikir üretme alanı haline geliyor. Halı atölyesi biraz ayrı bir alan olduğu için, daha çok orada olmak isteyen, bilen öğrenci geliyor. Dolayısı ile çok güzel karşılaşmalar, üretimler çıkabiliyor.

Burada ürettiğiniz bir projeden bahseder misiniz?

Büyük ortak tezgahımızda başlattığım, 2018 yılında sonuçlandırdığımız bir projeden söz edeyim. Katılımcı öğrencilerle birlikte daha çok ‘Duvar Halısı Yazısı’ dediğimiz bir çeşit grafiti dokuma gerçekleştirmiştik. Her öğrencinin istediği bir cümle veya kelimeyi dokuyarak yazdığı bir halı projesiydi. Katılımcılar hem kendi alanlarında çalıştılar, hem de büyük resme bağlandılar. Ortaya çıkan 5 metrelik halı daha sonra sanat hocası olarak çağrılı olduğum ‘Academiae Youth Art Biennale’ ‘inde (Bolzano/İtalya)sergilendi. Üzerine sergileme esnasında müzeden çalındı ve bulunamadı. Her nasılsa, o ortak zihin birilerine dokunmuş olmalı diye yorumladık. Elbette çok üzücü bir durumdu. Daha sonra müze yetkililerinin zararı karşılaması sonucu, orijinal halının replikasını dokuttum. Halı Atölyesi tarihindeki enteresan olaylardan biridir bu.

Comments are closed.